Namazda Okunan Sureler

Namazda sure okumak farzdır

Namazda bir miktar Kuran-ı Kerim okumak gerekir. Namazın farzlarından olan kıraat, "Kuran-ı Kerim okumak" demektir. Namazda okunması gereken asgari miktar, kısa üç ayet veya buna denk bir uzun ayettir. Namazda okunan sureleri, Türkçe meali ve anlamını burada bulabilirsiniz.

Namaz Sureleri ve sıralaması

  • Kuranı-ı Kerim’de Fatiha suresinden Nas suresine doğru bir sıralama vardır. Namazda bu sıralamaya uyulur.
  • Namaz sureleri olarak adlandırılan aşağıdaki 10 surenin namazda okunma sırası, Fil suresinden Nas suresine doğru gider. 

Not: Fatiha Suresi, zammı surelerden önce okunur, bu nedenle sıralamaya dâhil edilmez. Namazda okunan surelerin sıralamasına aykırı davranmak mekruh sayılır.

Sırasıyla Namaz Sureleri, okunuşu ve manası

Fâtiha Suresi 

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Bismillahi-r-rahmani-r-rahim
١1Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla...
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْـعَالَم۪ينَۙ
El hamdü lillahi rabbil alemin
٢2Hamd, âlemlerin rabbi Allah’a mahsustur.
اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ
Er rahmanir rahıym
٣3Rahmân ve rahîm.
مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ
Maliki yevmid din
٤4Ödül ve ceza gününün tek hâkimi.
اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ
İyyake na'büdü ve iyyake nesteıyn
٥5(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.
اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ
İhdinas sıratal müstekıym
٦6Bizi dosdoğru yola ilet;
صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ
Sıratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin
٧7Nimetine erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların yoluna da, doğrudan sapmışların yoluna da değil!

(1) Fîl Suresi 

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْف۪يلِۜ
Elemtera keyfe fe’ale Rabbuke bi-ashâbi’l-fîl.
١1Rabbin fil sahiplerine neler yaptı görmedin mi?
اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ ف۪ي تَضْل۪يلٍۙ
Elem yec’al keydehum fî tadlîl.
٢2Onların [kötü] planlarını boşa çıkarmadı mı?
وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً اَبَاب۪يلَۙ
Ve ersele ’aleyhim tayran ebâbîl.
٣3Onların üstüne ebabil kuşları gönderdi.
تَرْم۪يهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّ۪يلٍۖۙ
Termîhim bi-hicâratin min siccîl.
٤4O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.
فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ
Fece’alehum ke’asfin me’kûl.
٥5Böylece Allah onları yenilip ezilmiş ekine çevirdi.

(2) Kureyş Suresi

لِا۪يلَافِ قُرَيْشٍۙ
Li îlâfi kurayş.
١1Kureyş’in emniyetini sağladığı,
ا۪يلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَٓاءِ وَالصَّيْفِۚ
Îlâfihim rihlete’ş-şitâi ve’s-sayf.
٢2Yaz ve kış yolculuğunda onları ısındırıp yakınlaştırdığı için onlar,
فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا الْبَيْتِۙ
Felya’budû Rabbe hâze’l-beyt.
٣3Bu evin (Kâbe’nin) Rabbine kulluk etsinler.
اَلَّـذ۪ٓي اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ
Ellezî et’amehum min cû’in ve âmenehum min havf.
٤4Ki O (Allah) kendilerini açlıktan [kurtarıp] doyuran ve her çeşit korkudan güvenliğe kavuşturandır.

(3) Maûn Suresi

اَرَاَيْتَ الَّذ۪ي يُكَذِّبُ بِالدّ۪ينِۜ
Eraeytellezî yukezzibu bi’d-dîn.
١1Gördün mü dini yalan sayanı?
فَذٰلِكَ الَّذ۪ي يَدُعُّ الْيَت۪يمَۙ
Fezâlike’l-lezî yedu’ul-yetîm.
٢2İşte odur yetimi itip kakan;
وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ
Ve lâ yehuddu alâ ta’âmi’l-miskîn.
٣3Ve yoksula yedirmeyi özendirmeyen!
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ
Feveylun lil-musallîn.
٤4Vay haline o namaz kılanların ki,
اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ
Ellezînehum an salâtihim sâhûn.
٥5Onlar namazlarının özünden uzaktırlar.
اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ
Ellezînehum yurâûn.
٦6Onlar halka gösteriş yaparlar.
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
Ve yemne’ûne’l-mâ’ûn.
٧7Hayra da engel olurlar.

(4) Kevser Suresi

اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَۜ
İnna a'taynakel kevser
١1Şüphesiz biz sana bitip tükenmez nimetler verdik.
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ
Fe salli li rabbike venhar
٢2Şimdi sen rabbin için namaz kıl ve kurban kes!
اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ
İnne şanieke hüvel'ebter
٣3Asıl sonu gelmeyecek olan, sana karşı nefret duyandır.

(5) Kâfirûn Suresi

قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَۙ
Gul yâ eyyuhe’l-kâfirûn.
١1De ki: "Ey inkârcılar!
لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ
Lâ a’budu mâ ta’budûn.
٢2Ben sizin tapmakta olduğunuz şeylere tapmam.
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ
Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud.
٣3Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz.
وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ
Velâ ene âbidun mâ abettum.
٤4Ben sizin taptıklarınıza tapacak değilim.
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ
Velâ entum âbidûne mâ a’bud.
٥5Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
لَكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ
Lekum dînukum veliye dîn.
٦6Sizin dininiz size, benim dinim banadır."

(6) Nasr Suresi

اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ
İzâ câe nasrullâhi ve’l-fethu.
١1Allah’ın yardımı gelip fetih gerçekleştiğinde;
وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اَفْوَاجاًۙ
Ve raeyte’n-nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ.
٢2Ve insanların akın akın Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde;
فَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَـوَّاباً
Fe sebbih bi-hamdi Rabbike vestağfirhu innehû kâne tevvâbâ.
٣3Rabbine hamdederek şanının yüceliğini dile getir ve O’ndan af dile; şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir.

(7) Tebbet Suresi

تَبَّتْ يَدَٓا اَب۪ي لَهَبٍ وَتَبَّۜ
Tebbet yeda ebiy lehebiv ve tebb
١1Ebû Leheb’in elleri kurusun! Kurudu zaten.
مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ
Ma ağna 'anhü malühu ve ma keseb
٢2Ona ne malı fayda verdi ne de kazandığı başka şeyler.
سَيَصْلٰى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍۚ
Seyasla naran zate leheb
٣3O, alev alev yanan ateşe atılacak!
وَامْرَاَتُهُۜ حَمَّالَةَ الْحَطَبِۚ
Vemraetüh hammaletel hatab
٤4Dedikodu yapıp söz taşıyan karısı da.
ف۪ي ج۪يدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ
Fi cidiha hablüm mim mesed
٥5Boynunda da ipten bükülmüş bir halat bulunacak.

(8) İhlâs Suresi

قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ
Kul hüvallahü ehad
١1De ki: "O, Allah’tır, tektir.
اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ
Allahüs samed
٢2Allah sameddir.
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ
Lem yelid ve lem yuled
٣3Doğurmamış ve doğmamıştır.
وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً اَحَدٌ
Ve lem yekün lehu küfüven ehad
٤4O’nun hiçbir dengi yoktur."

(9) Felak Suresi

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ
Gul e’ûzu bi-Rabbi’l-felak.
١1De ki: "Sabahın rabbine sığınırım;
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ
Min şerri mâ halak.
٢2Yarattığı şeylerden gelebilecek kötülüklerden;
وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ
Ve min şerri ğasigın izâ vegab.
٣3Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden;
وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ
Ve min şerri’n-neffâsâti fi’l-ugad.
٤4Düğümlere üfürenlerin şerrinden;
وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ
Ve min şerri hâsidin izâ hased.
٥5Bir de kıskandığı zaman kıskanç kişinin şerrinden!"

(10) Nâs Suresi

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ
Gul e’ûzu bi-Rabbi’n-nâs.
١1De ki: İnsanların Rabbine sığınırım.
مَلِكِ النَّاسِۙ
Meliki’n-nâs.
٢2İnsanların malikine,
اِلٰهِ النَّاسِۙ
İlâhi’n-nâs.
٣3İnsanların ilahına;
مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ
Min şerri’l-vesvâsi’l-hânnâs.
٤4İnsanlara kötü şeyler fısıldayan o sinsi vesvesecinin şerrinden.
اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِۙ
Ellezî yuvesvisu fî sudûri’n-nâs.
٥5O ki, insanların göğüslerine vesvese verir.
مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ
Mine’l-cinneti ve’n-nâs.
٦6Gerek cin, gerekse insanlardan.




Namaz Dünyası, güvenilir dini bilgilere kolay ulaşım sağlamak için kurulmuştur.
Tüm hakları saklıdır | namazdunyasi.org | Kur'an-ı Kerim